ibrahim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ibrahim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Haziran 2017 Pazartesi

İbrahim'in babasıyla mücadelesi ve yumuşak huyluluğu




Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlı başına bir ümmet idi; bir hanîf olarak Allah'ın önünde eğiliyordu, müşriklerden değildi. Nahl/120


İbrahim'le, beraberinde olanlarda sizin için çok güzel bir örnek vardır. Hani, onlar toplumlarına şöyle demişlerdi: "Biz sizden de Allah dışındaki kulluk ettiklerinizden de uzağız. Sizi tanımıyoruz. Sizinle bizim aramızda, siz Allah'a, yalnız Allah'a inanıncaya kadar, sürekli düşmanlık ve nefret olacaktır." Ancak İbrahim babasına şöyle demişti: "Senin için hep af dileyeceğim ama Allah'tan sana gelecek şeyi geri çevirme gücüm yoktur. Ey Rabbimiz! Yalnız sana güveniyoruz, yalnız sana yöneliyoruz! Dönüş yalnız sanadır!" Mümtehine/4


Ayetlerde Rabbimiz İbrahim(as)'ın bir ümmet olduğunu,hanif olduğu Allah'a yönelip,eğildiği ve müşriklerden olmadığını belirtiyor.Kur'an'da bir çok yerde yaşadıkları anlatılan İbrahim Peygamberimiz kavmine karşı gerçekten zorlu bir mücadele vermiştir.Bu mücadele yalnızca müşrik(Allah'a ortak koşan) kavmine karşı değildi.O da Nuh Peygamber ve Lut Peygamber gibi ailesinden de imtihana çekildi(Tahrim/10,Hud/42,43).İbrahim Peygamberin bu yönden imtihanı belki biraz daha zordu,çünkü onun babası bir müşrikti.İbrahim Peygamberimiz ise yumuşak huyluydu.Ayetler ile bu mücadeleyi ve yaşanan duyguları görelim.


Kitap'ta İbrahim'i de an. O, özü sözü doğru bir peygamberdi. Meryem/41

Hani, babasına demişti ki: "Babacığım; işitmeyen, görmeyen, sana hiçbir yarar sağlamayan şeylere niçin kulluk ediyorsun?" Meryem/42

"Babacığım, bana ilimden, sana ulaşmayan bir nasip geldi. O halde bana uy ki, seni düzgün bir yola ileteyim." Meryem/43



İbrahim Peygamber babasına tebliğ ediyor,hakikatleri açık-seçik ortaya koyuyor.İşitmeyen,görmeyen,hiçbir yarar sağlayamayan varlıklara kulluk etmesinin mantıksızlığını hatırlatıyor.Hatırlatıyor çünkü esasen her tebliğ bir hatırlatmadır.Rabbimiz kitapları için "Zikir" ifadesini kullanır,yani "hatırlatıcı".Neden hatırlatıcı,neyi hatırlatıyor?Unutulan yahut üstü örtülen,tahrif edilen gerçeğin bilgisini.Şeytan'ın unutturduğu gerçeğin bilgisi.



Genç adam dedi: "Bak sen şu işe, hani kayaya sığınmıştık ya, işte o sırada balığı unuttum. Onu hatırlamamı bana unutturan, şeytandan başkası değildi. Balık, denizin içinde acaip bir biçimde yolunu tuttu." Kefh/63





Babasına kendisine ilimden bir nasip verildiğini ifade ediyor,hakikatin bilgisinin verilmesi olsa gerek bu.Ve kendisine uyarak doğru yola ulaşması gerektiğini hatırlatıyor. 




"Babacığım, şeytana kulluk etme! Çünkü şeytan Rahman'a isyan etmişti." Meryem/44

 "Babacığım, ben sana Rahman'dan bir azap dokunmasından, böylece şeytanın dostu haline gelmenden korkuyorum!" Meryem/45



Kısır bir örüntü,azaba sürükleyen bir örüntü. Şeytana tabi olma,çünkü o Rahman'a isyan etmişti,Rahman'a isyan edene tabi olursan azap dokunur o zaman da şeytanla dost olursun.

 Babası, “Ey İbrâhim! Sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun?” dedi. “Eğer vazgeçmezsen andolsun seni taşlarım! Uzun bir zaman benden uzak dur!” Meryem/46

Şeytana uyanın hakikatin bilgisine olan inkarı ve inkarının şiddeti.Ve İbrahim Peygamberin karşılığı.

Dedi: "Selam sana! Senin için Rabbimden af dileyeceğim. Çünkü O, bana karşı çok lütufkârdır." Meryem/47 


Bu hitabı hatırladınız mı ? Hatırlatayım , hatırlatıcı kitaptan.




Rahman'ın has kulları olan kimseler, yeryüzünde vakarlı bi tevazu ile yürürler ve cahillerle muhatap olduklarında "Selam" der (geçer)ler. Furkan/63


Yaratıcımız olan Allah bu ayet içinde bir örnek,rol model koymuştur.İşte Mümtehine/4'te onda örneklik var dediğinin ayet ile örneği(tek örnek değil daha birçok örnek mevcut). Ve gelelim Allah'tan babası için af dilemesine. 

“Sizden de, Allah'ın dışında taptığınız şeylerden de uzaklaşıyor ve Rabbime yalvarıyorum. Umulur ki, Rabbime dua etmemle bedbaht olmam.” Meryem/48



Babası bir müşrik(ortak koşan) olmasına rağmen,ortak koşmak affedilmeyecek bir günah olmasına rağmen af dilemiştir.Allah kitabında buna da vurgu yapıyor ve sebebinden de bashediyor.


İbrâhim'in, babası için af dilemesi, sadece ona verdiği sözden ötürü idi. Fakat onun, Allah düşmanı olduğu kendisine belli olunca ondan uzak durdu. Şüphesiz ki İbrâhim, çok yumuşak huyluydu; pek sabırlı idi. Tevbe/114




İbrahim Peygamberimiz her ne kadar sert ve çetin mücadeleler verse de sabırlı olmayı bilmiş,bunun yanında özünün getirdiği bir yumuşak huyluluğu da taşımıştı.Hatta Lut kavminin affedilmesi için Alah'ın gönderdiği elçilerle tartışmıştı.





İbrahim'den korku gidip yerine müjde gelince, Lût kavmi hakkında bizimle tartışır oldu. Hud/74


 İbrâhim cidden yumuşak huylu, duygusal, kendini Allah'a vermiş biri idi. Hud/75


"Ey İbrahim, bundan vazgeç! Gerçek şu ki, Rabbinin kesin talimatı gelmiştir: artık onlar geri dönülmez bir cezaya çarptırıldılar!" dedi.  Hud/76


Bizim için bir örnek teşkil eden İbrahim peygamberi biraz daha yakından tanımaya ugrastık.

Son noktayı Allah'ın ayetleri ile koyalım.

~

O'nun nimetlerine şükrediyordu. Allah onu seçip yüceltti ve dosdoğru bir yola kılavuzladı.

Dünyada ona güzellik verdik, âhirette de o mutlaka barışsever iyiler arasında yer alacaktır.


Sonuçta (ey Peygamber), sana da şöyle vahyettik: "Her türlü kötülükten yüz çeviren İbrahim'in inanç sistemine uy; zira o Allah'tan başkalarına ilahlık yakıştıranlardan değildi!"
Nahl 121-122-123

24 Mayıs 2017 Çarşamba

ALLAH'a inanmak yeterli mi? Mekkeli müşrikler de ALLAH'a inanıyorlardı


Kitabımızın ilk muhatabı olan Mekke toplumunu ne kadar biliyoruz ? Hem onları hem onlardan sonra gelen tüm insanlığı uyaracak olan bu ilahi(tanrısal) mesajın en temel amaçlarından biri olan şirki ortadan kaldırma ve Yaratıcı'ya bir olarak inanmaya yönelik söylemlerini okuduk mu ? Okuduklarımızın ilk muhatabı bizmiş gibi kendimizi sorguladık mı ? Peki İlah nedir? İlah nedir ki şirk ne olsun? Şirkin ne olduğunu bilmeden şirk koşup koşmadığımızı nasıl anlarız ? 

Tüm bu sorulara cevap bulmaya çalışağız,ALLAH'ın izniyle.

Toplumumuzda hatta İslam aleminde önemli bir kesim Mekkeli müşriklerin putlara taptığını,ALLAH'ı inkar ettiğini sanıyorlar.Böyle inanınca da kendini temize çıkaracaklarını sanıyorlar.Ve artık kendilerini sorgulanamaz birer "Müslüman" (teslim olan) olarak görüyorlar.Bu yanlış zannın en büyük sebebiyse Kur'an'dan uzaklaşmaktır.

" Resul de şöyle der: "Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur'an'ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular." 25:30(Furkan)

İşte Muhammed Peygamberin (esenlik onun üzerine olsun) şikayeti Kur'an'ı terkedenler ve ondan uzaklaşanlara karşı olacaktır.Rabbimiz bizi Elçimizin şikayet ettiği o kullardan eyleme.

İşin aslını,Mekkeli müşriklerin,Cahiliye Araplarının dinini öğrenmek istiyorsak rehberimiz Kur'an olmalıdır.


Onlara, “Gökleri ve yeri kimin yarattığını, güneşe ve aya kimin boyun eğdirdiğini” sorsan, kesinlikle “Allah” diyecekler. Nasıl döndürülüyorlar? 29 : 61 (Ankebut)

Onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan, kesinlikle “Allah” diyeceklerdir. Buna rağmen nasıl da döndürülüyorlar! 43:87 /Zuhruf  


De ki; biliyorsanız söyleyin; “Bu yer ve üstündeki canlılar kimindir?” "Allah'ındır!" diyecekler. De ki: "Hâlâ düşünüp ibret almıyor musunuz?"de ki: "Hem yedi göğün, hem de mutlak hükümranlık tahtının yegane Rabbi kimdir?" “Allah'tır” diyecekler. “Öyleyse sakınmıyor musunuz?” de!De ki, biliyorsanız söyleyin: “Her şeyin yönetimi elinde olan, koruyan ama korunmaya ihtiyacı olmayan kimdir?” “Allah’tır” diyeceklerdir. De ki: “O halde nereden büyüleniyorsunuz?” 23:84-89 (Mü'minun)

Onlar Yaratıcı'nın ALLAH olduğunu biliyor ve hükümranlığın onun olduğuna inanıyorlardı.

"Andolsun, onlara, “Gökleri ve yeri yaratan kimdir?” diye sorsan; “Allah”tır derler. De ki: “Övgü, Allah'a aittir. Ama onların çoğu bilmiyorlar.”  31:25 (Lokman)
Burada çok ilginç bir uyarı geldi.Onlar sana ALLAH'ın gökleri ve yeri yarattığına inandığını söylüyorlar sen de şunu söyle : "Övgü ALLAH'a aittir." ancak onların çoğu bunu bilmezler.Neyi bilmiyorlar? İşte ilginç dediğim kısım bu övgünün,hamdin,yüceltmenin yalnızca ALLAH'a ait olduğunu anlamaz ve bilmezler.

Sor: "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya o işitme gücünün ve gözlerin sahibi kim? Kim çıkarıyor ölüden diriyi ve kim çıkarıyor diriden ölüyü? Kim çekip çeviriyor iş ve oluşu?" Hemen, "Allah!" diyecekler. De ki: "Hâlâ kendinize gelmiyor musunuz?"  10: 31 (Yunus)
"De ki: "Göklerden ve yerden sizi kim rızıklandırıyor?" De ki: "Allah! O halde biz yahut siz ya tam hidayet üzerindeyiz yahut açık bir sapıklık içinde." 34:24 (Sebe)

Sizde aynı inançtasınız bizde, o halde hangimiz doğru yoldayız.O halde işler ALLAH'a inanmakla bitmiyor.Peki nasıl olacak ,şimdi daha iyi anlayacaksınız.İşte onlarla ayrıştığımız nokta ; 

"Destek almak için Allah ile aralarında bir takım ilahlar edindiler" 19:81 (Meryem)
"Belki kendilerine yardımları dokunur diye Allah’ın yakınından tanrılar edindiler." 36:74 (Yasin)
Bu çevirileri ilk defa görüyor olabilirsiniz,ancak en doğru çeviriler şahsımca bunlardır.Ayette geçen "min dunillah" ifadesi malesef ALLAH'tan başka olarak çevriliyor,ilk anlamı değil ama daha sonraki bir anlam olarak kullanılabilir,ancak bu ne bağlama uygundur ne de müşriklerin inancına(çünkü ALLAH'a inanıyorlar).Arapçada ALLAH'tan başka ifadesini kullanmak isterseniz "gayrillah" dersiniz(bu ifadeyi birebir olarak Nisa:82,Bakara:173,Hacc:30 ayetlerinde görebilirsiniz orada da ALLAH'tan başka diye çevirildiğini göreceksiniz).Halihazırda gayri kelimesi Türkçemize de geçmiş kelimedir ve başka,diğer (TDK) gibi anlamlara gelir. Baktığınız birçok mealde ortak bir görüş olması onun doğru olduğu anlamına gelmez,gerçek bir müslüman hakikatin toplulukla, kafa sayısıyla belirlenemeyeceğini bilir.Bu hususta en titiz ve doğru çeviriyi Süleymaniye Vakfı ve Abdulaziz Bayındır yapmaktadır.Daha açıklayıcı olması açısından bu videoyu izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.


Şimdi daha detaylı onların neleri ilah edindiğini ve bu ilahları hangi sıfatları yüklediklerini inceleyelim böylelikle ilah edinmenin , şirk koşmanın ne demek olduğunu çok daha iyi kavrayacağız.

"Bilin ki Allah’ın dini, katkısız dindir. Allah ile aralarına dostlar koyup onlara sarılanlar derler ki “Bizim bunlara kulluk etmemiz, sırf bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diyedir.” Allah, onların tartışıp durdukları her konudaki hükmünü, onların yüzüne karşı verecektir. Allah, yalancı ve nankör (kafir) olan birini yoluna kabul etmez." 39:3 (Zümer )

Onlara: “Gökleri ve yeri, kim yarattı?” diye sorsan kesin olarak “Allah” derler. De ki “Allah ile aranıza neyi koyup yalvardığınıza baktınız mı? Allah bana bir sıkıntı vermek istese, onlar bu sıkıntıyı fark edebilirler mi? Ya da bana iyilik etmek istese, onlar, O’nun bu iyiliğini önleyebilirler mi?” De ki “Allah bana yeter. Kendilerine dayanak arayanlar O’na güvenip dayansınlar.” 39:38(Zümer)

Kendilerine zarar vermeyecek, fayda da sağlamayacak olan şeyi Allah ile aralarına koyup kul olurlar. Bir de derler ki “Bunlar Allah’ın yanında bizi yanına alacak (şefaat edecek) olanlardır.” De ki “Siz Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?” O, onların ortak saydıklarından uzak ve yücedir.” 10:18 (Yunus)


Allah’tan önce başka ilahlara tutunur muyum ben? Rahman bana bir zarar vermek istese onların şefaati işe yaramaz. Onlar beni kurtaramazlar. 36:23 (Yasin)


 Çevrenizdeki nice kentleri de etkisizleştirmişizdir. Halbuki yanlışlarından dönsünler diye onlara ayetlerimizi değişik biçimlerde anlatmıştık.Kendilerine daha yakın görerek, Allah ile aralarına koydukları ilahları (tanrıları) onlara yardım etseydi ya! Ama hiçbiri ortaya çıkmadı. Başlarına gelen, yanlış yollarının ve yaptıkları iftiranın sonucudur. 46:27-28 (Ahkaf)

İyi bilin ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Öyleyse Allah’ın yakınından ortaklara yalvaranlar neyin peşindedirler? Onların peşine takıldığı sadece kuruntudur. Onlar sadece yalan söylerler. 10:66 (Yunus)

İşte ALLAH'ın yakınından , astından ilah edindiklerinden beklentilerinin neler olduğunu görüyoruz.

1. Kendilerini ALLAH'a yaklaştırmaları için
2. Yardım dilemek,çağırmak için
3. ALLAH katında şefaatçi olmaları için

Büyük bir ihtimalle bu kişiler kendilerini ALLAH'tan direk isteyemeyecek seviyede birer kul olarak görüyorlardı.Araya koydukları veliler(dostlar) ALLAH'a daha yakın olduğunu düşündükleri kişilerdi.Putlar ise sadece bunları simgeleyen taşlardı.Nerden mi biliyorum ?

Allah ile aranıza koyup çağrıda bulunduklarınız sizin gibi kullardır. Dedikleriniz içinize yatıyorsa onlara seslenin de size cevap versinler. 7:194 (Araf)

İşte ayet ile delili aralarına koydukları kişilerde esasen ALLAH'ın bir kulu,hem de aynı onlar gibi.Bu hususta Saadettin Merdin şunları söyler ; 

Onlar bu ilahların / kimselerin Allah’ın ulûhiyetinden az-çok hisse sahibi kimseler olduğunu düşünüyorlardı. Bu yarı ilahların Allah ile münasebeti olduğunu, O’nun katında yüksek bir mevkii olduğunu, dolayısıyla onların dualarının red olunmayacağını, şefaatlerinin, tavassutlarının /aracılıkların kabul edileceğini düşünüyorlardı. Kuran’da onlarca yerde putlar için “men, ellezîne, hüm” gibi akıllı varlıklar / insanlar için kullanılan zamirler, ism-i mevsullerin kullanılması, onların taş, ağaç parçası olmadığının, ölü veya diri putlaştırılan insanlar, ya da onların ruhları / ruhaniyetleri olduğunun en büyük kanıtıdır. (1)


Allah ile arasına koyarak, (mezardan) kalkış gününe kadar cevap vere­meyecek kimselere çağrıda bulunandan daha sapık kimdir? Bunlar, on­ların çağrısın­ın farkında olmazlar.  46:5 (Ahkaf)
Kimdir daha sapık ? Kimden ? ALLAH ile arasına koyarak,direkt ALLAH'tan istemeyerek,ALLAH kendisinin çağrısına ibadet etmeyecekmiş gibi birilerini aracı kılarak Kıyamete,yeniden diriliş gününe kadar kendisine cevap veremeyecek kimselere (akıllı varlık) çağrıda,duada bulunandan daha sapık.Kıyamete kadar yani bir ölüden,aciz toprağa karışmış bir ölüden istiyorlar neden çünkü ruhun hala yaşadığına ve aralarında bulunduğuna inanıyorlar.Bu tam olarak Animizm'dir.Animizm'de bedenler ölsede bedenden çıkan ruh hayatını devam ettirir,yeryüzünde dolaşır,insanları duyar,görür,ALLAH tarafından ona bir tasarruf/yetki verilmişse yeryüzündeki bazı şeyleri o halleder(savaşlarda yardım etmek,Türkçe olimpiyatlarında aralarında bulunmak,uçak türbülansa girdiğinde yetişip alttan desteklemek gibi).Ek bir bilgi olarak şunu da alıntılıyorum ;

Öte yandan Türklerde ruhların ölmezliği düşüncesi hâkimdi. Onlar ölmüş atalarının ruhlarını öteki dünyadan zaman zaman geri dönerek çadırlarının çevresinde dolaştıkları ve geride kalanlara da iyilik ve kötülüklerinin dokunabileceği inancındaydılar.  Bundan dolayı Türkler ruhların kötülüklerinden korunmak, destek ve himayelerini kazanmak ve onları memnun etmek için bazı faaliyetler gösteriyorlardı. Bu faaliyetler toprağın altında mezar odaları yapmak, yemek vermek, kurban kesmek gibi adetlerdir. Türklerde atalar kültünün bir diğer tezahürü de ‘kurt’a duyulan saygıdır. Mesela Göktürk Türeyiş Destanı’nda kurt hem kurtarıcı hem de ata durumundadır.10 Bugün de Türk milletinde bozkurt’a ve ölen büyüklerine duyulan yüksek saygının temelleri daha bu inancın oluştuğu zamanlarda atılmıştı. Günümüzde ölmüş büyükler için mezar ziyaretlerinin yapılması, mevlit okutulması, yemek ve helva dağıtılması v.b uygulamalar İslam inançlarıyla da sentezlenerek günümüze kadar son halini almıştır.(2)
Ayetleri görmezlikten gelenler (kâfirler), benimle kendi aralarına dostlar (veliler) olarak kullarımı koyacaklarını mı sanıyorlar? Biz cehennemi, o kâfirlerin konak yeri yaptık. 18:102 (Kehf)

Allah ile aralarına koyarak yardıma çağırdıklarının hiçbiri bir şey yaratamaz. Zaten kendileri yaratılmış durumdadırlar.Onlar birer ölüdür, diri değillerdir. Ne zaman diriltileceklerinin de farkında olmazlar.Tanrınız tek bir tanrıdır. Ama, âhirete inanmayanların kalpleri inkâr etmektedir. Onlar büyüklük taslarlar.16:20-22 (Nahl)
Durum böyle iken Allah ile aralarına koydukları ilahlara tutundular. O ilahlar bir şey yaratamazlar, çünkü kendileri yaratılmıştır. Kendilerine zarar vermeye veya yarar sağlamaya bile güçleri yetmez. Onlar; ölüm, hayat ve tekrar diriltme konusunda da bir yetki sahibi değillerdir 25:3 (Furkan)

Bu ayetlerle de görülüyor ki araya koyup dua ettikleri,yardım istedikleri,şefaat bekledikleri,ALLAH dostu görüp kendilerini de ALLAH'a yaklaştıracaklarına inandıkları kimseler birer kuldur ve ölüdür,bunların hiçbir yetkisi/tasarrufu da yoktur.Durum böyle iken onlar tamamen zan ile iman ve amel ederek sapkınlardan oldular.Halbuki ellerinde buna dair bir delil yoktu.

De ki “Allah ile aranıza koyarak çağrıda bulunduklarınızın ne olduklarına baksanıza! Gösterin bana, yer­yüzünde neyi yaratmışlar? Yoksa göklerde bir payları mı var? Söyledikleriniz içinize yatıyorsa bu konuda bana, daha önce gelmiş bir kitap veya bir bilgi kırıntısı getirin.” 46:4 (Ahkaf)


Bugüne dönecek olursak hala bazı insanlar Evliyaullah dedikleri uçan,kaçan,aynı anda onlarca yerde olan,çağrılınca gelen,ALLAH'ın kendilerine yetki verdiğini iddia ettikleri bir takım ölüler aracılığıyla ALLAH'a şirk koşmakta.Üstelik bu kişiler İslami ilimlerin hemen tamamında yetkin kendini geliştirmiş bu ayetleri ezbere bilen kişilerdir.Ancak temiz bir akıl ve kalp ile süzüp temizlemedikleri zanni bilgiler onların imanlarını alt üst etmiş durumda.Yalnızca bu kişiler de değil,halktan ciddi bir kesim türbelerde mezarı bulunan bir takım ölülerden yardım istemekte,ALLAH ile aralarına onları koymaktalar istedikleri kişilerin kendisini duyamayan birer ölü olduğunu unutmaktalar
,yahut yüzü suyu hürmetine ALLAH'tan isteyerek farkında olmadan yalnızca ALLAH'tan istemeyip haşa torpil yapar gibi araya bir aracı koymaktadırlar.

Bu yazımda "ilah" ve "şirk" kavramlarını işlemeye çalıştım.Bir sonraki yazımda ALLAH'ın izniyle " Rab edinmek " konusunu işlemek istiyorum.ALLAH ( tüm hamdler/övgüler ve şükürler O'na aittir. ) bizi kendisine ortak koşmadan iman eden,salih ameller işleyen,kendisinden çokça sakınan,teslim olmuş kullarından eylesin.

Ey insanlar! Allah'ın size olan nimetini hatırlayınız; size gökten ve yerden rızık veren Allah'tan başka bir yaratan mı var? O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse nasıl döndürülüyorsunuz? 35:3 (Fatır)  


Kaynakça 

1)http://www.saadettinmerdin.com/genel/60-rasulullahin-sefaati-var-mi.html

2)https://tarihsayfasi.wordpress.com/2009/07/14/eski-turk-dinine-genel-bir-bakis [İçeriğin kendisinde bulunan 10 nolu kısım ; Salim KOCA , Türk kültürünün Temelleri II, Trabzon , 2000, s. 173]